Esquire Theme by Matthew Buchanan
Social icons by Tim van Damme

23

Mayıs

Bağışla beni Rabbim, tevekkülden başkası gelmiyor elimden. 
Başkası yok elimde. 
Şimdi elimden gelenlerin hepsi senin “El”inde. 
Bağışla beni, göremedim. 
Göremedim, nice ananın karnında nice karanlıklar içindeyken gün yüzüne çıkardığını bebelerin yüzünü. 
Unuttum, çocuk tebessümlerini nice belirsizliklerden alıp güneşe erdirdiğini, 
Bilemedim, yüreğimizi yokluğun dehlizlerinden aşırıp aşkın vadisine eriştirdiğini. 
Göremedim, her sabah yerin sükûnetini odamda ekmek gibi sımsıcak hazır ettiğini. 
Her akşam yastıkta unuttuğum bedenimi sabah yeniden yanıma verdiğini göremedim. 
Beni her sabah ihya ettiğini, bedenimi her an zaaflardan çıkardığını, varlığını her an yokluktan geri getirdiğini göremedim. 
Göremedim Rabbim her günü ödünç verdiğini. 
Göremedim, bağışla beni… 
Fakat, şimdi gördüklerim gösterdi bana hepsini 
Geç kaldım görmekte. 
Tebessümü beton yığınları arasında sönen bebeler gördümse de, 
biliyorum Senin El’nde şimdi hepsi ve sonsuz tebessümler verdin herbirine. 
Sevinci soğuk topraklarda boğulmuş çocuklar gördümse de, 
biliyorum Senin Rahmetinin kucağında hepsi ve bitmez sevinçler bağışladın herbirine. 
Ümitleri bir apansız sarsıntıyla yıkılan insanları gördümse de, 
biliyorum Senin Şefkatinin ikliminde âsûde ve mutlu her biri… 
Bağışla beni Rabbim, unuttum, nisyanda kaldım. 
Hatırlamadım verdiğini ve var kıldığını. 
Elimden alınca verdiğini ve yokluğa yuvarladığında varlığımı 
Hatırladım ve ama geç hatırladım. 
Gördüm, ama güç gördüm, acıyla gördüm. 
Varlıkta kör oldum, yoklukta gördüm. 
Bollukta unuttum, darlıkta hatırladım. 
Affet beni Rabbim, bari, yoklukta Sana vardım. 
Hiç olmazsa, hiçlikte seni andım. 
Şimdi, bir tevekkül var elimde. 
Başka herşey düştü, herşey yokluğa döküldü. 
Hatırladım, elimdekiler de, ellerim de Senin Elinde. 
Şimdi, dua sığıyor sadece avuçlarıma. 
Sadece yakarış yakışıyor yakama. 
Gözlerim müjdeni gözlüyor uzaktan. 
Gönlüm hiç bitmez tesellini özlüyor. 
Sen ki, unutmaktan alıkoydun, nisyandan kurtardın beni Rabbim 
Şimdi isyandan koru beni Rabbim. 
İsyandan koru beni, isyandan koru beni, isyandan koru beni… 
Ve lûtfet ki, avuçlarında teselliden ötesi yok. 

Affet ki, elimde duâdan başkası yok. 


*Senai Demirci*

22

Mayıs

İNSAN NE ZAMAN OLGUNLAŞIR? Halil CİBRAN

Evlilik Yeryüzüne birlikte geldiniz ve sonsuza dek birlikte yaşayacaksınız, Ölümün ak kanatları günlerinizi bölene dek birlikte olacaksınız, Tanrı’nın suskun anıları katına eriştiğinizde bile birlikte olacaksınız, Ama bırakın da bunca beraberliğin arasında biraz boşluklar olsun, Ve Tanrısal alemin rüzgarları esip dolanabilsin aranızda, Birbirinizi sevin, ama sevginin üzerine bağlayıcı anlaşmalar koymayın, Bırakın yüreklerinizin sahilleri arasında gelgit çalkalanan bir deniz olsun Sevgi Birbirinizin kadehini onunla doldurun ama aynı kadehe eğilip içmeyin, Ekmeğinizi bölüşün, ama aynı lokmayı dişlemeye kalkmayın, Şarkı söyleyin, dans edin, eğlenin birlikte, ama ikinizin de birer Yalnız olduğunu unutmayın, Çünkü lavtadan dağılan müzik aynı, ama nağmeleri çıkaran teller ayrıdır, Yüreklerinizi birbirine bağlayın ama biri ötekinin saklayıcısı olmasın, Çünkü ancak Hayat’ın elidir yüreklerinizi saklayacak olan, Hep yanyana olun, ama birbirinize fazla sokulmayın, Çünkü tapınağı taşıyan sütunlar da ayrıdır, Çünkü bir selvi ile bir meşe birbirinin gölgesinde yetişmez…. Halil Cibran

20

Mayıs

Biri olmalı mutlaka…! Sana günün aydın olduğunu söyleyen, Ya da gecelerin kötü olmadığını hatırlatan… Seninle ağlayıp, seninle gülen.. Yüreğine dokunabilecek biri olmalı…! En zor anında ellerini tutacak ve kulağına ben yanındayım diyecek… Hayatı varlığıyla anlamlı kılacak; Yaşamın sonuna kadar birileri değil, “BİRİ” olmalı…!

‎”Ey Gönül ! Dikkat et âhir zaman bu ! Nefsine uyup da sûrete aldanma ! İblisin bile MâşALLAH dediği KULLAR var.. Seveceksen vefâ nedir takvâ nedir bileni SEV ! İçinde cennet saklayan virane kullar var..!!”

19

Mayıs

BAGIMSIZLIK MESALESINI GENCLERIMIZE EMANET EDEN ULU ONDER ATATURK VE TUM SEHITLERIMIZI MINNETLE ANIYOR,19 MAYIS ATATURK’U ANMA VE GENCLIK VE SPOR BAYRAMINIZI KUTLU YORUM.

16

Mayıs

TOLSTOY demiş valla; Her insan mutlu olamaz… Çünkü gereğinden fazla özler dünü, Hak ettiğinden fazla düşünür yarını. Ve hiç hak etmediği kadar bilinçsizce yaşar bugünü. Her insan mutlu olamaz… Çünkü gereğinden fazla özler hayatından çıkanları, Hak ettiğinden daha büyük umutlarla bekler hayatına girenleri. Ve asla göremez yanı başındakileri.

“Ateşten bir kalbim, buzdan bir ülkem, tuzdan bir evim, şekerden bir sevgilim vardı. Sonra ne mi oldu? Sadece yağmur yağdı. Yağmur bereket der unuturum”. [İskender Pala]

Yapabiliceğin herşeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan için rahat olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur. Ve yaptıklarım onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka bir işe yaratmayacaktır.Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır. Hani ağzınla kuş tutsan bu kuşun kanadı neden beyaz değil diye bir soruyla bile karşılaşabilirsin. Iki ucu keski bıçaktır bu işin.Yaptıklarınla değil,yapamadıklarınla yargılanırsın her zaman..Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur.Iyi halin cezanda indirim sağlamaz.Sen ama senin için şunu yaptım derken o şunu yapmadın diye cevap verecektir. Ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılacaksındır.Üzülme!Sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın.Özledin,içtin, ağladın,güldün,şarkılar söyledin,düşündün,şiirler yazdın. Peki o ne yaptı deme! Herkes kendinden sorumludur aşkta. Sen aşkının doya doya yaşarken, o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu.Bir insan eksik yaşıyorsa ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için? Hayatı ıskalama lüksün yok senin!Onun varsa bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın.Her zamanki gibi yaşıyacaksın sen. ” Acılara tutunarak yaşamayı öğreneli çok oldu” Hem ne olmuş yani yalnızlık o kadar da kötü birşey değil.Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki… Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor.Kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu.?Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif vericek sana…Yine iciceksin rakını balığın yanında.Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğüde cabası.Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdesin.Ve biliyorsun asolan yürektir.Yürek sesi ne bilmeyenler yada bilipde duymayanlar acıtsada içini unutma!Yaşadığın sürece o yürek var olucak seninle birlikte..Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu.. Elbet biticek güneşe hasret günler!Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil güneşin çiçekleri doldurcak yüreğini.. |Nazım Hikmet|

15

Mayıs

MONA ROSA 

Belki de mahşeri kalabalığa okunan bu şiirin hangi hislerle yazıldığını tahmin bile edemezsiniz? Bilinen gerçekleri arda, arda sıralamak sizleri aydınlatabilir. Dilenirse şairimiz hakkında kısaca bilgi vererek konuya girmek istiyorum.

Şöyle ki; şiirimizin yazarı Sezai Karakoç ilk, ortaokulu ve liseyi Diyarbakır, Gaziantep, K.Maraş’ta tamamladıktan sonra Ankara Üniversitesi Siyasal bilimler fakültesini kazanır. Ve gider, gider ama başına geleceklerden veya başına getireceği olaylardan habersizdir.

Neden sonra başlar okula dersler devam ederken şairimim gönlünü kaptırır bir muhacir kızına ve işte bütün mesele başlar, başlar ki ne başlar. Sonu olmayan bir başlangıçtır. Kısa bir süreden sonra dayanamaz ve kendini o kıza açmaya karar verir. Uzun bir tasavvurdan sonra İstediği gibi yapar ve gönlünde biriktirdiği aşkı artık kaldıramaz olmuştur.teklifine ret cevabı alma riski yüksek olduğu halde bırakır kendini uçsuz bir ummana.istediği cevabı alamamıştır,bu samimi Anadolu çocuğu kırılmıştır işte o an. Lakin bu kırgınlık uzun sürmez (çünkü uzunu daha başlamamıştır.) azimle tekrar deneyecektir.lakin istediği gibi hiç olmayacaktır.Ve bu hep böyle sürer gider. Ta ki gelir ,gelir ve bir yerde tıkanır işte bu tıkandığı yer 4. sınıf olur.ama o samimi delikanlı hiç pes etmemiştir.tam dört yıl hep istemiştir onu ,kendinden. Ama istediği hiç olmamıştır.belkide bir gün olacaktır.! Artık okul bitmek üzeredir.tam dört yıl geçmiştir .Geçmiştir ,ya delmişte geçmiştir kimi sineleri.

Mezuniyet merasimi düzenlenmektedir Ankara üniversitesinde öğrenciler 4 yılın yorgunluğunu ,bitirmenin sevinciyle bu merasimde birleştirecektir.lakin birleştiremeyenlerde vardır o mahşeri kalabalıkta onlar gerçekle yapışmış yüreklerini koyacaklardır ortaya. İşte burada Sezai Karakoç onların hepsine tercüman olacaktır o mükemmel ve emsalsiz sevgisiyle . 
Bu program da Sezai Karakoç yazdığı şiiriyle yerini almıştır.ve de işte o beklenen an gelir çatar. O yılların gerçekleri bir şamar gibi patlar ortada ve sesi yankılanır Ankara sokaklarında.

Sezai Karakoç anons edilir. Yazdığı şiiri okumak üzere. Ankara siyasalın önü ana baba günü gibidir herkes ordadır bütün hocalar öğrenciler ve hatta misafirler lebalep dolup taşmıştır.merasim alanı.Sezai Karakoç şöyle bir kalabalığa bakar o buğulu gözlerle ,gönlünde yer alamadığı insanı aramaktadır mahşeri kalabalık içinde ve şiirini okumaya başlar.

Mona roza siyah güler ak güller 
Geyve’nin gülleri beyaz yatak 
Kanadı kırık kuş merhamet ister 
Ah senin yüzünden kana batacak 
Mona roza siyah güller ak güller …

Şiir bitene kadar kalabalıktan hiç ses gelmez olur, ta ki son kıtayı okuyana dek ve kalabalıkta müthiş bir uğultu patlar. Herkes bir birine bir şeyler sormaktadır ama sadece bilinen bir gerçek var ki herkes bu şiirden çok etkilenmiştir hele biri var ki gönlünde fırtınalar kopmuştur tam dört yıl sonra geçte olsa anlamıştır ve işte o uğultunun arasından bir kız öğrenci sıyrılır kürsüye yaklaşır dört yılı harabeden ve sonrasını da edecek olan kişidir o, o Muazzez Akkaya’dır.Ağlayarak ve yalvarmalı sesiyle

- ben seni kabul ediyorum, der.

Ama çok geçtir artık çünkü bu samimi genciz bu ağır aşka dayanacak takati kalmamıştır kürsüye dönerek

- şimdi de ben kabul etmiyorum, der

ne derece yürekten gelerek söylediği tartışılır ama beklide bir intikamdır, beklide ilk defa gururu aşkının önüne geçmiştir delikanlının Ve bir daha Muazzez Akaya’yı hiç kimse görmemiştir çünkü o ret cevabının ardında intihar etmiştir. Doğruyu geç bulup erken kaybetmek buna denir galiba

Şimdi Sezai karakoç 65-70 yaşlarında ve hiç evlenmemiş hiç gönlüdeki o muazzam yere dokunmamıştır. size şimdi bir sır veriyorum Mona Rosa şiirinin kıtalarının ilk harfleri onun ismini veriyor. 


Mona Roza, siyah güller, ak güller 
Geyve’nin gülleri ve beyaz yatak 
Kanadı kırık kuş merhamet ister 
Ah, senin yüzünden kana batacak 
Mona Roza, siyah güller, ak güller 

Ulur aya karşı kirli çakallar 
Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa 
Mona Roza, bugün bende bir hal var 
Yağmur iğri iğri düşer toprağa 
Ulur aya karşı kirli çakallar 

Açma pencereni perdeleri çek 
Mona Roza seni görmemeliyim 
Bir bakışın ölmem için yetecek 
Anla Mona Roza, ben bir deliyim 
Açma pencereni perdeleri çek 

Zeytin Ağaçları söğüt gölgesi 
Bende çıkar güneş aydınlığa 
Bir nişan yüzüğü, bir kapı sesi 
Seni hatırlatıyor her zaman bana 
Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi 

Zambaklar en ıssız yerlerde açar 
Ve vardır her vahşi çiçekte gurur 
Bir mumun ardında bekleyen rüzgar 
Işıksız ruhumu sallar da durur 
Zambaklar en ıssız yerlerde açar 

Ellerin ellerin ve parmakların 
Bir nar çiçeğini eziyor gibi 
Ellerinden belli oluyor bir kadın 
Denizin dibinde geziyor gibi 
Ellerin ellerin ve parmakların 

Zaman ne de çabuk geçiyor Mona 
Saat onikidir, södü lambalar 
Uyu da turnalar girsin Rüyana 
Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar 
Zaman ne de çabuk geçiyor Mona 

Akşamları gelir incir kuşları 
Konar bahçenin incirlerine 
Kiminin rengi ak, kimisi sarı 
Ahhh! beni vursalar bir kuş yerine 
Akşamları gelir incir kuşları 

Ki, ben, Mona Roza bulurum seni 
İncir kuşlarının bakışlarında 
Hayatla doldurur bu boş yelkeni 
O masum bakışlar Su kenarında 
Ki, ben, Mona Roza bulurum seni 

Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza 
Henüz dinlemedin benden türküler 
Benim aşkım sığmaz öyle her saza 
En güzel şarkıyı bir kurşun söyler 
Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza 

Artık inan bana muhacir kızı 
Dinle ve kabul et itirafımı 
Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı 
Alev Alev sardı her tarafımı 
Artık inan bana muhacir kızı 

Yağmurlardan sonra büyürmüş başak 
Meyvalar sabırla olgunlaşırmış 
Birgün gözlerimin ta içine bak 
Anlarsın ölüler niçin yaşarmış 
Yağmurlardan sonra büyürmüş başak 

Altın bilezikler, o kokulu ten 
Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne 
Bir tüy ki, can verir bir gülümsesen 
Bir tüy ki, kapalı gece ve Güne 
Altın bilezikler, o kokulu ten 

Mona Roza, siyah güller, ak güller 
Geyve’nin gülleri ve beyaz yatak 
Kanadı kırık kuş merhamet ister 
Aaahhh! senin yüzünden kana batacak! 
Mona Roza, siyah güller, ak güller. 

Sezai Karakoç

MONA ROSA 

Belki de mahşeri kalabalığa okunan bu şiirin hangi hislerle yazıldığını tahmin bile edemezsiniz? Bilinen gerçekleri arda, arda sıralamak sizleri aydınlatabilir. Dilenirse şairimiz hakkında kısaca bilgi vererek konuya girmek istiyorum.

Şöyle ki; şiirimizin yazarı Sezai Karakoç ilk, ortaokulu ve liseyi Diyarbakır, Gaziantep, K.Maraş’ta tamamladıktan sonra Ankara Üniversitesi Siyasal bilimler fakültesini kazanır. Ve gider, gider ama başına geleceklerden veya başına getireceği olaylardan habersizdir.

Neden sonra başlar okula dersler devam ederken şairimim gönlünü kaptırır bir muhacir kızına ve işte bütün mesele başlar, başlar ki ne başlar. Sonu olmayan bir başlangıçtır. Kısa bir süreden sonra dayanamaz ve kendini o kıza açmaya karar verir. Uzun bir tasavvurdan sonra İstediği gibi yapar ve gönlünde biriktirdiği aşkı artık kaldıramaz olmuştur.teklifine ret cevabı alma riski yüksek olduğu halde bırakır kendini uçsuz bir ummana.istediği cevabı alamamıştır,bu samimi Anadolu çocuğu kırılmıştır işte o an. Lakin bu kırgınlık uzun sürmez (çünkü uzunu daha başlamamıştır.) azimle tekrar deneyecektir.lakin istediği gibi hiç olmayacaktır.Ve bu hep böyle sürer gider. Ta ki gelir ,gelir ve bir yerde tıkanır işte bu tıkandığı yer 4. sınıf olur.ama o samimi delikanlı hiç pes etmemiştir.tam dört yıl hep istemiştir onu ,kendinden. Ama istediği hiç olmamıştır.belkide bir gün olacaktır.! Artık okul bitmek üzeredir.tam dört yıl geçmiştir .Geçmiştir ,ya delmişte geçmiştir kimi sineleri.

Mezuniyet merasimi düzenlenmektedir Ankara üniversitesinde öğrenciler 4 yılın yorgunluğunu ,bitirmenin sevinciyle bu merasimde birleştirecektir.lakin birleştiremeyenlerde vardır o mahşeri kalabalıkta onlar gerçekle yapışmış yüreklerini koyacaklardır ortaya. İşte burada Sezai Karakoç onların hepsine tercüman olacaktır o mükemmel ve emsalsiz sevgisiyle . 
Bu program da Sezai Karakoç yazdığı şiiriyle yerini almıştır.ve de işte o beklenen an gelir çatar. O yılların gerçekleri bir şamar gibi patlar ortada ve sesi yankılanır Ankara sokaklarında.

Sezai Karakoç anons edilir. Yazdığı şiiri okumak üzere. Ankara siyasalın önü ana baba günü gibidir herkes ordadır bütün hocalar öğrenciler ve hatta misafirler lebalep dolup taşmıştır.merasim alanı.Sezai Karakoç şöyle bir kalabalığa bakar o buğulu gözlerle ,gönlünde yer alamadığı insanı aramaktadır mahşeri kalabalık içinde ve şiirini okumaya başlar.

Mona roza siyah güler ak güller 
Geyve’nin gülleri beyaz yatak 
Kanadı kırık kuş merhamet ister 
Ah senin yüzünden kana batacak 
Mona roza siyah güller ak güller …

Şiir bitene kadar kalabalıktan hiç ses gelmez olur, ta ki son kıtayı okuyana dek ve kalabalıkta müthiş bir uğultu patlar. Herkes bir birine bir şeyler sormaktadır ama sadece bilinen bir gerçek var ki herkes bu şiirden çok etkilenmiştir hele biri var ki gönlünde fırtınalar kopmuştur tam dört yıl sonra geçte olsa anlamıştır ve işte o uğultunun arasından bir kız öğrenci sıyrılır kürsüye yaklaşır dört yılı harabeden ve sonrasını da edecek olan kişidir o, o Muazzez Akkaya’dır.Ağlayarak ve yalvarmalı sesiyle

- ben seni kabul ediyorum, der.

Ama çok geçtir artık çünkü bu samimi genciz bu ağır aşka dayanacak takati kalmamıştır kürsüye dönerek

- şimdi de ben kabul etmiyorum, der

ne derece yürekten gelerek söylediği tartışılır ama beklide bir intikamdır, beklide ilk defa gururu aşkının önüne geçmiştir delikanlının Ve bir daha Muazzez Akaya’yı hiç kimse görmemiştir çünkü o ret cevabının ardında intihar etmiştir. Doğruyu geç bulup erken kaybetmek buna denir galiba

Şimdi Sezai karakoç 65-70 yaşlarında ve hiç evlenmemiş hiç gönlüdeki o muazzam yere dokunmamıştır. size şimdi bir sır veriyorum Mona Rosa şiirinin kıtalarının ilk harfleri onun ismini veriyor. 


Mona Roza, siyah güller, ak güller 
Geyve’nin gülleri ve beyaz yatak 
Kanadı kırık kuş merhamet ister 
Ah, senin yüzünden kana batacak 
Mona Roza, siyah güller, ak güller 

Ulur aya karşı kirli çakallar 
Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa 
Mona Roza, bugün bende bir hal var 
Yağmur iğri iğri düşer toprağa 
Ulur aya karşı kirli çakallar 

Açma pencereni perdeleri çek 
Mona Roza seni görmemeliyim 
Bir bakışın ölmem için yetecek 
Anla Mona Roza, ben bir deliyim 
Açma pencereni perdeleri çek 

Zeytin Ağaçları söğüt gölgesi 
Bende çıkar güneş aydınlığa 
Bir nişan yüzüğü, bir kapı sesi 
Seni hatırlatıyor her zaman bana 
Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi 

Zambaklar en ıssız yerlerde açar 
Ve vardır her vahşi çiçekte gurur 
Bir mumun ardında bekleyen rüzgar 
Işıksız ruhumu sallar da durur 
Zambaklar en ıssız yerlerde açar 

Ellerin ellerin ve parmakların 
Bir nar çiçeğini eziyor gibi 
Ellerinden belli oluyor bir kadın 
Denizin dibinde geziyor gibi 
Ellerin ellerin ve parmakların 

Zaman ne de çabuk geçiyor Mona 
Saat onikidir, södü lambalar 
Uyu da turnalar girsin Rüyana 
Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar 
Zaman ne de çabuk geçiyor Mona 

Akşamları gelir incir kuşları 
Konar bahçenin incirlerine 
Kiminin rengi ak, kimisi sarı 
Ahhh! beni vursalar bir kuş yerine 
Akşamları gelir incir kuşları 

Ki, ben, Mona Roza bulurum seni 
İncir kuşlarının bakışlarında 
Hayatla doldurur bu boş yelkeni 
O masum bakışlar Su kenarında 
Ki, ben, Mona Roza bulurum seni 

Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza 
Henüz dinlemedin benden türküler 
Benim aşkım sığmaz öyle her saza 
En güzel şarkıyı bir kurşun söyler 
Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza 

Artık inan bana muhacir kızı 
Dinle ve kabul et itirafımı 
Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı 
Alev Alev sardı her tarafımı 
Artık inan bana muhacir kızı 

Yağmurlardan sonra büyürmüş başak 
Meyvalar sabırla olgunlaşırmış 
Birgün gözlerimin ta içine bak 
Anlarsın ölüler niçin yaşarmış 
Yağmurlardan sonra büyürmüş başak 

Altın bilezikler, o kokulu ten 
Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne 
Bir tüy ki, can verir bir gülümsesen 
Bir tüy ki, kapalı gece ve Güne 
Altın bilezikler, o kokulu ten 

Mona Roza, siyah güller, ak güller 
Geyve’nin gülleri ve beyaz yatak 
Kanadı kırık kuş merhamet ister 
Aaahhh! senin yüzünden kana batacak! 
Mona Roza, siyah güller, ak güller. 

Sezai Karakoç

10

Mayıs

“İlk defa göreceksen, deniz yolundan git” denilen üç kentten biri olan (Öbür ikisi de Venedik ile New York) İstanbul “silüet”inden ötürü bu tavsiyeye uygun görülmüştür. İmparatorluk “görkem” ister. Osmanlılar suriçinin ünlü “yedi tepe”sini en gösterişli camilerle donattılar: Sultanahmet ve Ayasofya, toplam on minaresiyle, Nuruosmaniye, dört minareli Süleymaniye, sonra Haliç’e paralel Yavuz Selim, Fatih ve Mihrimah’ın süslediği Edirnekapı tepeleriyle Cerrahpaşa’nın bulunduğu Marmara’ya paralel sırt, arada Bozdoğan Kemeri, Beyazıt Kulesi, Çemberlitaş gibi yapılar, gerçekten de benzersiz bir “silüet”e sahiptir.

“İlk defa göreceksen, deniz yolundan git” denilen üç kentten biri olan (Öbür ikisi de Venedik ile New York) İstanbul “silüet”inden ötürü bu tavsiyeye uygun görülmüştür. İmparatorluk “görkem” ister. Osmanlılar suriçinin ünlü “yedi tepe”sini en gösterişli camilerle donattılar: Sultanahmet ve Ayasofya, toplam on minaresiyle, Nuruosmaniye, dört minareli Süleymaniye, sonra Haliç’e paralel Yavuz Selim, Fatih ve Mihrimah’ın süslediği Edirnekapı tepeleriyle Cerrahpaşa’nın bulunduğu Marmara’ya paralel sırt, arada Bozdoğan Kemeri, Beyazıt Kulesi, Çemberlitaş gibi yapılar, gerçekten de benzersiz bir “silüet”e sahiptir.

09

Mayıs

Eğer sizden sokakları süpürmeniz istenirse Micheangelo’nun resim yaptığı Beethoven’ın beste yaptığı veya Shakespeare’in şiir yaptığı gibi süpürün. O kadar güzel süpürülsün ki gökteki ve yerdeki herkes durup Burada dünyanın en iyi çöpçüsü yaşıyormuş desin. MARTIN LUTHER KING

SAHİP OLMADIKLARIM İÇİN ALLAH’A KIZMAKTANSA, SAHİP OLDUKLARIM İÇİN ŞÜKRETMEYİ ÖĞRENDİM..

Hayattan mı sıkıldın? O zaman bu video tam senin için!